Dogru kaynak Dogru kaynak Video Dogru kaynak Dogru kaynak

Felsefe Ders Notları-1996-2005 ÖSS de Çıkmış Sorular

dogrukaynak Ödev-Ders » Felsefe » Felsefe Ders Notları-1996-2005 ÖSS de Çıkmış Sorular
Hit : 1839
Tarih : 20 Ekim 2010 18:19
Yükleyen : Paylasimci
Oy Ver (1/1206) :
2001 ÖSS FELSEFE SORULARI



1. Felsefe, kendine dönük düşünmedir. Felsefe yapan zihin hiçbir zaman yalnızca bir nesne hakkında düşünmez. Herhangi bir nesneyi düşünürken, aynı zamanda hep o nesneye ilişkin kendi düşüncesi hakkında da düşünür. O zaman, felsefeye ikinci dereceden düşünce, düşünce hakkında düşünce denebilir.







Bu parçada felsefenin hangi özelliğinden söz edilmektedir







A) Cevaplarından çok sorularıyla varolduğundan



B) Düşünme sürecinin her aşamasında yer aldığından



C) Kendi etkinliği üzerinde yoğunlaşıp kendi kendini sorguladığından



D) Özgür düşünmenin yöntemi olduğundan



E) Sorularını bilimsel verileri temel alarak oluşturduğundan











2. İnsan, yalnızca bir organizma olmaktan öte, zihne ve buna olarak da bilince sahip bir varlıktır.İnsan kimi gereksinimlerini bilincinden bağımsız bir şekilde, başka birçok canlının yaşam işlevleri gibi, içgüdüleriyle sağlayabilir. Yine de onun en belirgin özelliklerinden biri, eylemlerinin büyük bir bölümünü bilerek ve istençle yapıyor olmasıdır. İnsan bilinçli eylemleriyle, içgüdüsel olarak yapabileceklerinden pek çoğunu ve çok daha etkili olanlarını gerçekleştirir. Bu yolla, doğayı, yaşamı açısından daha uygun koşullara doğru değiştirir.







Bu parçaya göre insanı diğer canlılardan ayıran özellik aşağıdakilerden hangisidir







A) Eylemlerinin, daha çok düşünsel süreçlere dayalı olması



B) Diğer canlılar üzerinde üstünlük kurması



C) Çevre koşullarına uyum sağlaması



D) Diğer canlılarla bir arada yaşayabilmesi



E) İçgüdülerinin diğer canlılardan daha güçlü olması











3. Eğer bir bilginin bilimsel olarak ortaya konması gerekiyorsa, her şeyden önce onu diğer bilgilerden ayıranın, yani ona özgü olanın kesinlikle belirlenebilmesi gerekir. Bu belirlemenin yapılmadığı bilgiler çoğaldıkça, terimler, kavramlar birbirine karışır, bilim bundan son derece zarar görür.







Bu parçada bilimsel çalışma alanında aşağıdakilerden hangisinin önemi üzerinde durulmaktadır







A) Kesin bilgiye ulaşma yönteminin



B) Uygulama alanlarının saptanması



C) Benzer alanlarla olan etkileşimin



D) Bilginin sınırlarını belirlemenin



E) Çalışma etiğinin











4. Akşam karanlığında eve girdiğinizde her zamanki gibi elektrik düğmesine basıyorsunuz; ama beklediğinizin tam tersine lambanız yanmıyor. Bir an için şaşkınlık içindesiniz. İster istemez çok geçmeden kafanızda birtakım olasılıklar belirecek, şaşkınlığınızı giderecek bir açıklama bulmaya girişeceksiniz. Sigorta atmış olabilir, ampul gevşemiş olabilir vb. Bu olasılıklardan birinin doğru çıkması halinde şaşkınlığınız giderilmiş olacak, beklenmeyen durum sizin için beklenen bir durum niteliği kazanacaktır. Demek oluyor ki açıklama çabası şaşkınlığımızı giderme, beklentilerimizle olup bitenler arasındaki uygunluğu sağlama ihtiyacımızdan doğmaktadır. Bu, günlük düşünme düzeyinde olduğu gibi bilimde de böyledir.







Bu parçaya göre “açıklama” eylemi aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır







A) Her sorunun cevaplanabilmesi için yeterli bilgiye sahip olunduğu inancından



B) Beklenmeyen bir durumun yarattığı huzursuzluğu giderme isteğinden



C) Bilimsel bilginin başkalarına da aktarılması gerektiği düşüncesinden



D) Günlük düşünce düzeyinden, bilimsel düşünce sürecine geçilmesi gereksiniminden



E) Çeşitli alanlardaki bilgileri birbiriyle ilişkilendirme çabasından











5. Filozof, bir temele oturtulmuş ama sonuna kadar geliştirilmemiş bir düşünceden işe başlar ve bu düşünce üzerine çalışmaya devam ederse, bu ışığın ilk kıvılcımlarını borçlu olduğu düşünürün ulaştığı yerden daha ileri gider.







Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini destekler







A) Filozof, işine önyargısız ve eskimiş genellemelerden arınarak başlamalıdır.



B) Filozof, felsefi soruşturmaya başlarken, sorulabilecek tüm soruları öncelikle kendisine sormalıdır.



C) Filozof, yaşadığı çağın ele alınmamış temel sorunlarından yola çıkmalıdır.



D) Felsefe etkinliği, filozofların kendi aralarındaki tartışmalarla gelişir.



E) Filozoflar felsefi düşünce birikiminden beslenir ve bu birikime katkıda bulunur.





6. Yaptığımız her eylem dünyamızı şekillendirir. Her eylemimizle, aslında ne istediğimize, dünyanın nasıl bir yer olması gerektiğine ilişkin zihinsel tasarımızı ortaya koyarız. Yaptığımız her eylem, insan olmaya ilişkin bir değeri korur veya o değere zarar verir. Örneğin, yoksul birine yardım ederken aslında yaptığımız; “Herkes muhtaç durumdaki kişilere yardım etmelidir.” demektir. Bunu dünyanın her yeri ve herkes için her durumda talep ederiz. Tersine, eğer hırsızlık yapıyorsak veya herhangi bir tür hırsızlığa göz yumuyorsak bu; “Hırsızlık yapmak iyi bir şeydir ve dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir kimse hırsızlık yapabilir.” demektir. Bu durumda artık; “Hırsızlık kötüdür.” deme olanağımız ortadan kalkar.







Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisiyle özetlenebilir







A) İnsan, eylemlerinden sorumludur.



B) Eylemlerimiz bizi mutluluğa götürmelidir.



C) Eylemin değeri, bireye sağladığı faydayla ölçülür.



D) Hukuk kuralları ahlak kurallarına uygun olmalıdır.



E) İyi ve kötü, göreceli kavramlar olduğu için bunlar hakkında yargıya varmak güçtür.











7. Erdemli insan, yalnızca erdemli olma özelliklerini taşıyıp bunun bilincinde olan insan değildir; eylemleriyle de sahip olduğu erdemleri yansıtabilmelidir. Çağımızda, erdemler üzerine konuşulup, erdemli olmaya ilişkin bilgiler üretilmesine karşın, insanların eylemleri ve sözleri birbirini tutmamaktadır. Erdemli insan, bilgisi ile yaptığı, düşüncesi ile eylemi arasında boşluk olmayan insandır.







Bu parçada erdemin hangi yönü vurgulanmaktadır.







A) Gözlemlenebilmesinin çok zor olduğu



B) Eylem alanına da taşınması gerektiği



C) Ancak bilgili kimselerin sahip olabileceği



D) Sonucunun kişiye bir başarı olarak dönmesi gerektiği



E) Mutluluk verdiği ölçüde değerli sayılacağı











8. Doktorlar, ateşli hastalıkları, başlangıcında iyileştirmenin hiç de güç bir iş olmadığını, asıl güçlüğün herhangi bir hastalığı saptama konusunda yaşandığını söylüyorlar. Ama zaman geçip de eğer hastalığın ayırdına varılıp gerekenler yapılmazsa, iyileştirilmesi çok güç oluyor. Aynı şey “devlet” için de söz konusudur. Çünkü, herhangi bir yönetimde ortaya çıkma olasılığı bulunan aksaklı ve huzursuzluklar önceden saptandığında, bu tehlikeyi önlemek daha kolaydır. Ancak, bu aksaklıkların herkes tarafından görülecek ölçüde filizlenip büyümesine izin verilecek olursa, olayları kontrol altına almak için etkili çareler bulmakta zorlanılacaktır.







Bu parçada devletin sorumluluklarının hangisinden söz edilmektedir







A) Eğitim seviyesi yüksek yurttaşlar yetiştirmek için politikalar geliştirme



B) İşleyişiyle ilgili olarak yurttaşlarını bilgilendirme



C) Varlığını sürdürmek için yurttaşlık bilincini güçlendirme



D) Kendi yapısını sorgulama ve çıkabilecek sorunlara karşı önlem alma



E) Kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili uluslararası sözleşmelere bağlı kalma











9. Estetik beğenilerin tartışılamayacağı sözü doğru olabilir; ama bu, gelişebileceği doğrusunu da dışlamamalıdır. Bunu, herkes, herhangi bir alanda, günlük yaşantısından çıkarabilir. Örneğin, değişik müzik türleri dinlemekten pek keyif almayan birisi, müziğin diğer türlerini inceleyecek vakit, istek ve fırsat bulsa, yeğlediği türü ve tarzları yanılmadan ayırt edecek düzeye gelebilir; artan bilgisi da müzikten daha ince tatlar almasına katkıda bulunabilir. Aynı şekilde bir kişi değişik minyatürleri seyrede seyrede minyatür sanatı konusunda bir anlayışa ve seçiciliğe ulaşabilir.







Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir







A) Sanat hakkında bilgi sahibi olmak için sanata eleştirel bakmak gerekir.



B) Yapımı çok zaman ve emek gerektiren yapıtlar çoğunluk tarafından beğenilir.



C) Sanat yapıtları ancak o ürünü yaratan sanatçılar tarafından açıklanabilir.



D) Üzerinde görüş birliğine varılan yapıtların sanatsal değeri vardır.



E) Sanattaki beğeni,, karşılaşılan eserler çeşitlendikçe çelişir.











10. Büyük bir sanat yapıtı karşısında kişi, dünyaya bakış açısının genişlediğini, hem dünyayı hem de kendi benliğini kavrayışının derinlik kazandığını görür. Yeni bir ışık altında bakar her şeye, bir çok şeyi ilk kez görür; ama hep olgunlaşarak bakar. Her yapıtın dünyası, bir bakıma, onu algılayanın dünyasıyla bütünleşir; iki dünyanın karşılıklı alışverişinden kendi benliğinin aydınlandığını gözler kişi.







Bu parçada bir sanat yapıtının hangi özelliği vurgulanmaktadır.







A) İnsan doğasını yansıtması



B) Sanatçının duygularını dile getirmesi



C) İzleyen kişiyi geliştirmesi



D) Bir eşinin daha bulunmaması



E) Bir yarar gözetilerek yapılmaması















CEVAP ANAHTARI :



1.C 2.A 3.C 4.B 5.E 6.



2002 ÖSS FELSEFE SORULARI



1. Düşünme, doğuştan gelen bazı yatkınlıklara dayalı olmasına karşın, öğrenmeyle gelişen bir etkinliktir. Bu açıdan, büyük düşünürler de dahil, herkes “düşünme öğrencisi” sayılabilir. Düşünmek bir borçlanmayı da beraberinde getirir. Düşünme sürecinde borcumuzu “yanlış”la öder, karşılığında “doğru”yu alırız.İnsanoğlu yanlış yapmaktan kurtulamayacağına göre, bu süreç asla bitmez. Her seferinde bilginin kristal kalesini yıkar, sonra yeniden daha yükseğini kurmaya başlarız.







Bu parçada, düşünmeyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır







A) Kesin bilgiye ulaşmanın en etkili yöntemi olduğu



B) Yapılan hatalardan alınan derslerle sürekli geliştiği



C) Soyut verilerden yola çıkarak somut sonuçlara ulaşma çabasından kaynaklandığı



D) Yalnızca özgür ve bağımsız bir ortamda gelişebileceği



E) Bütün soruların cevaplanabileceği varsayımına dayandığı















2. Bir masalda, iki terzi, krala diktikleri giysiyi yalnızca akıllı insanların görebileceğini söyleyerek onu kandırırlar. Aslında ortada, dikilmiş herhangi bir giysi yoktur. Kralla karşılaşanlar, akılsız diye damgalanmamak için, onun çıplak göründüğünü söylemez; aksine, olmayan giysiye herkes övgüler yağdırır. Kralın çıplak olduğunu, onu gören bir çocuk söyler yalnızca. Bir düşünür de bir çocuk gibi, gerçeği söyleyebilecek yüreklilikte olmalıdır. Kendi çağının tüm önyargılarına karşın, saygınlığın zedelenmesi pahasına, gerçeği olduğu gibi ortaya koymalı; çocukların yetişkinlikte yitirdikleri bu özelliği korumaya çalışmalıdır.







Bu parçaya göre, bir düşünürde aşağıdaki özelliklerden hangisinin bulunması gerekir







A) Cevaplardan çok, sorulara ağırlık verme



B) Soruşturmasına, olabildiğince çok soruyla başlama



C) Bilimsel otoritelerle uyum içinde çalışma



D) Daha önce cevaplanmamış sorular sorma



E) Genel görüş ve kabullerin tutsağı olmaktan kaçınma











3. Filozoflar işlerini yaparken sorulardan yararlanırlar. Filozofun elindeki sorular, probleme çözüm getirmenin bir anahtarıdır.Genellikle, karşılaşılan problemler zaman içerisinde pek fazla değişmez. Zamanla değişen, filozofun problemin çözümünde rol oynayan farklı etkenleri seçebilmesidir. Problemi, farklı sorular sorarak irdelediğinde “varolan”ın daha önce gözden kaçmış olan yanları aydınlanmaya başlar, Böylece her doğru soru, onu problemi çözmeye bir adım daha yaklaştırır.







Bu parçada filozofun sorduğu soruların hangi yönü vurgulanmıştır







A) Problemlerin çözümüne ışık tutması



B) Olaylarda fazla değişiklik olmadığını göstermesi



C) Herkes tarafından sorulduğunda önemini yitirmesi



D) Dünyaya egemen olma isteğinden kaynaklanması



E) Çözülemeyecek problemler için zaman harcanmasını önlemesi











4. Bilimin büyük trajedisi, güzelim bir hipotezin güzelim bir hipotezin acımasız bir gerçek tarafından öldürülmesidir.







Bu görüş, bilimsel hipotezle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisini destekler







A) Hipotez oluşturulurken bilimsel yasalardan yararlanılmalıdır.



B) Bir hipotezi çürütecek kanıtın bulunamamış olması o hipotezin doğru olduğunu gösterir.



C) Bilinmeyenin açıklanmasını sağlayan hipotezler güzel görünür.



D) Bir hipotez doğru görünse de araştırma bulguları onun yanlış olduğunu ortaya koyabilir.



E) Hipotez hem yalın hem doğru olmalıdır.











5. Bilim adamı problem çözme sürecinde, önce, problemini aydınlatacak noktaları saptamalı, sonra bu saptamalarda deneysel olarak sınanabilir sonuçlar çıkarmalıdır. İkinci aşama için gereken bilgiyi ona okul öğrenimi vermiştir; bu bilgilere dayalı çalışmaları onun başarılı olmasını sağlar. Ancak ilk aşamada başarılı olabilmesi için bilim adamının elinde ne bilinen bir yöntem vardır ne de okulda öğrendiklerinin ona yararı olacaktır.







Aşağıdaki yargılardan hangisi, bu parçada öne sürülen görüşü özetlemektedir







A) Aynı probleme çözüm arayan bilim adamları, aynı noktadan yola çıksalar bile farklı sonuçlara ulaşabilirler.



B) Bilim adamı bilimsel kuramlardan yola çıktığında, ulaşacağı sonuçlar bilim çevreleri tarafından kabul edilecektir.



C) Bilim adamının başarılı olabilmesi, yalnızca eğitim ile değil, probleme çözüm getirecek noktaları fark etme yeteneğine de bağlıdır.



D) Bilim adamının izlediği yöntem doğruysa ulaştığı sonuç da doğrudur.



E) Bilim adamı çalışmalarına başlarken kendisinden önceki önemli çalışmaları incelemeli onlardaki eksiklikleri görebilmelidir.





6. Dünyada kötülük, çoğu zaman bilmemekten kaynaklanır. Tek başına iyi niyet, iyiyi istemek bir eylemin iyi sonuç vermesi için yeterli değildir. Sadece iyiyi istemekten yola çıkan bir eylem, eğer bilgiyle aydınlatılmamışsa kötüyü istemek kadar zarar verebilir.







Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisidir







A) İyiyi istemek, iyinin gerçekleşmesi için yeterli olmasa da ahlaki bir görevdir.



B) Kötü niyetle yapılan bir eylem de yarar sağlayabilir.



C) Bilgiye dayalı her eylem, iyi niyetle yapılmamış olsa da iyi eylemdir.



D) İyinin gerçekleşmesi için, hem iyinin amaçlanması, hem de bilgiden yararlanılması gerekir.



E) İnsanlık değerlerini korumak ve yüceltmek amacıyla yapılan her eylem iyi eylemdir.











2. İnsan değerlidir. Çünkü, doğuştan getirdiği potansiyel ona “iyi insan” olanağı sunar. Yani kişi uygun ortamda yeterli eğitim alarak yetiştiğinde, herhangi bir alanda başarılı olabilir, o alanda yaptıklarıyla insanlığa katkıda bulunabilir.







Bu parçaya göre, insanı “değerli” yapan aşağıdakilerden hangisidir







A) Hangi alanda uzmanlaşacağına kendi iradesiyle karar verebilmesi



B) İyi ile kötüyü ayırt edebilmesi



C) Uygun koşullar sağlandığında insanlığa hizmet edebilecek yetenekte olması



D) Özelliklerinin bir kısmını doğuştan getirmiş olması



E) Her koşulda zorlukların üstesinden gelebilecek potansiyele sahip olması











3. Geometri kuralları belirlenirken nasıl nokta, çizgi, uzay gibi temel kavramlardan yola çıkılıyorsa, hukuk kuralları da hak, adalet, etik gibi temel kavramlara dayandırılır; yasalar bu kavramlardan türetilir. Tarih boyunca ister teokrasiyle, ister otokrasiyle, ister demokrasiyle yönetilsin, tüm devletler hukuka gereksinim duymuşlardır. Bir devletin hukuk sistemi, o devletin yapısının biçimlenmesinde etkilidir. Devletlerin hukuk sistemleri arasındaki farkı belirleyen de yasa yaparken gerekli temel kavramları hangi ilkelerden aldıkları ve o kavramları nasıl kullandıklarıdır.











Bu parçada hukukun hangi yönünden söz edilmemektedir







A) Belirli kavramları temel aldığından



B) Her tür devlet düzeni için gerekli olduğundan



C) Devlet düzeni üzerinde etkili olduğundan



D) Yapısının, dayandığı temel kavramlara göre değiştiğinden



E) Bilimsel kurallarla uyumlu olması gerektiğinden











4. İnsan olarak yaşantılarımız ve iç dünyamız bilinmeyenlerle, keşfedilmemişliklerle doludur. Sanat, insanın iç dünyasını keşfetmeye, adlandırmaya çalışır. Sanat yapıtında okura, seyirciye, dinleyiciye sunulan onun için yeni olan bir yorumdur. Bir şiir, bir resim, bir senfoni, insan için hep yeni bir keşif, yeni bir adlandırmadır. Gerçekten de bir sanat yapıtıyla ilk kez karşılaştığında insanı şaşırtan budur.







Bu parçada, bir sanat yapıtı karşısında duyulan şaşkınlık aşağıdakilerden hangisine bağlanmaktadır







A) Dünyayı eleştirel bir bakış açısıyla yansıtmasına



B) İnsanın anlayamadıkları karşısında duyduğu korkuyu gidermesine



C) İnsanı önceden farkına varamadığıyla karşı karşıya getirmesine



D) İnsana hoş duygular yaşatmasına



E) Başka sanat yapıtlarında ele alınmamış bir konuyu işlemesine











5. Kitap okuyan bir çocuğun kendisini kitabına konusuna kaptırması, söz gelişi zavallı Robinsonu adadan kurtarmak için kafa yorması, sanat yapıtının doğası yönünden ilginç bir durumdur. Elindeki romana dalmış bir yetişkinin, odaya başka birinin girmesiyle birden irkilmesi, gerçek dünyaya ancak birkaç saniye duraksadıktan sonra uyum sağlayabilmesi de böyle bir durumun sonucudur. Bu iki örnekte de romanın kurmaca yapısı, okuru yaşadığı dünyadan çekip olayların salt duyularla izlenemeyeceği bir dünyaya itmiştir.







Bu parçaya dayanarak sanat yapıtıyla ilgili aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir







A) Düş gücüyle keşfedilebilecek ayrı bir dünyası vardır.



B) Sanatçının dünyaya bakış açısını yansıtır.



C) Yaşamın değerinin kavranmasına yardımcı olur.



D) Temel amacı, gerçeğin kavranmasını sağlamaktır.



E) Gerçek dünyayı yücelterek yeniden kurgular.























CEVAP ANAHTARI -YOK







2003 ÖSS FELSEFE SORULARI



1. Filozof “kavram dostu”dur. Bu, felsefenin yalnızca basit bir kavram derleme, keşfetme sanatı olmadığını söylemek demektir. Çünkü, kavramlar ille de birtakım formlar ya da keşifler değillerdir. Başka bir deyişle felsefe, kavramlar yaratmayı da içeren bir disiplindir. Dost, kendi yaratılarının dostudur. Örneğin; Platon “İdea”, Aristoteles “Töz”, Descartes “Cogito” kavramlarıyla neredeyse birlikte anılırlar. Çünkü felsefelerinin temelini bu kavramlar oluşturur ve bu kavramlar onların tanımlamalarına göre anlam kazanmıştır.







Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir







A) Kavramlar basit bilgilerdir.



B) Felsefenin temelinde merak vardır.



C) Felsefe gerçeğe ulaşma çabasıdır.



D) Kavramlar yaratıcılarının güçlü izlerini taşır.



E) Düşünme kavramlar arasında ilişki kurmaktır.











2. Düşünmek, herkesin yürüdüğü yollardan başka yollarda yürüme yürekliliği göstermeyi gerektirir. O yollar bireyi dönüp dolaşıp herkesin gittiği yola götürse bile, hazır yolarlın çok sayıdaki yolcusuyla kendi yolunu kendi açan tek yolcu arasında büyük ayrılıklar vardır.







Bu parçada sözü edilen “yüreklilik” aşağıdaki düşünme biçimlerinden hangisine ortam hazırlar







A) Bağımsız B) Tutarlı C) Çağrışımlı



D) Eleştirel E) Sistemli











3. En büyük bilgi, bildiklerimizden başka bilgilerin de olduğunu bilmektir.







Bu cümlede savunulan görüş aşağıdakilerden hangisiyle paralellik gösterir







A) İnsan, aklıyla her şeyi bilebilir.



B) Bilgiler bizim bildiklerimizle sınırlı değildir.



C) En doğru bilgi, işimize en çok yarayan bilgidir.



D) Doğru bilgiye yalnızca sezgilerle ulaşılamaz.



E) Güvenilir bilgiler kendi deneyimlerimizden edindiklerimizdir.











4. Gerçek sadece deneyimde vardır, hem de sadece herkesin kendi deneyiminde. Bu deneyimler, bir başkasına nakledildiği an öyküye dönüşür. Olaylardaki gerçeği, kesin gerçeği ispatlama olanağı yoktur. Olsa da bundan kaçınmak gerekir. Hayatın gerçekliği konusunu tartışmayı filozoflara bırakmalıyız. Gerçek olan, benim şu an denizin kıyısında oturuyor olmam, ay ışığının yansımasını denizin sularında görmem Gerçek olan benim.







Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi çıkarılamaz







A) Yaşantıların öznel olduğu



B) Gerçekliğin, yaşadıklarımızı fark etmemizle ilgili olduğu



C) Gerçeğe ancak yaşayarak ulaşılabileceği



D) Yaşanılanların başkasına aynen aktarılamayacağı



E) Gerçekliği filozofların dışında kimsenin anlayamayacağı















5. Dünyanın ya da bilimin bana herhangi bir felsefi sorunun sunacağını sanmıyorum. Bana felsefi sorunlar sunan, diğer filozofların dünya ya da bilim hakkındaki yorumlarıdır. Genelde iki tür sorunla ilgileniyorum-Birincisi filozofun ne demek istediğini tam ve doğru olarak kavramak, ikincisi de söylediklerinin doğruluğuyla ilgili doyurucu dayanak olup olmadığını bulmak.











Bu parçada sözü edilen iki sorun, sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir







A) Anlama – Temellendirme



B) Doğrulama – Yanlışlama



C) Açıklama – Anlama



D) Yorumlama – Tanımlama



E) Öndeyide bulunma – Açıklama





6. İnsan bir fotoğraf makinesi değildir; bütün algılarımız bazı varsayım ve kavramlar çerçevesinde oluşmaktadır. Günlük yaşamda olduğu gibi bilimde de çevremizde olup biten her şeyi değil, ancak bazı şeyleri algılar veya gözleriz. Araştırmasının amacına göre bir ayıklama yapmak, yalnız konusuna ilişkin olgularla ilgilenmek, bilim adamı için hem doğaldır hem de bir zorunluluktur.







Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir







A) Bilimsel çalışmalar birikimli olarak ilerler.



B) Bilimsel çalışmalarda seçicilik söz konusudur.



C) Bilimsel yasalar uygulanabilir niteliktedir.



D) Bilimde amaç, genellenebilir sonuçlara ulaşmaktır.



E) Bilimsel yasalar evrenseldir.







7. Bir kişi, bir eylemin kendini haksız duruma düşüreceğini bile bile o eylemi yapıyorsa, bu kişi bilinçli olarak haksızdır. Öte yandan haksızlık alışkanlık haline geldiğinde, haksızlıktan kaçınmanın kişinin elinde olmadığı da bir gerçektir. Fakat yine de kişi alışkanlıklarından sorumludur; çünkü o, alışkanlıklarının gerçek yaratıcısıdır. Her ne kadar eylemin yinelenmesi alışkanlığa neden olsa da eylemin dayanağı özgürlüktür.







Bu parçada savunulan görüşün temelindeki düşünce aşağıdakilerden hangisidir







A) Alışkanlıklar yaşamı kolaylaştırır.



B) Toplum bireylere sorumluluklarını hatırlatmalıdır.



C) Haksız eylemleri yapanlar cezalandırılmalıdır.



D) Sınırsız özgürlük olumsuzlukların nedenidir.



E) İnsan, ahlakla ilgili eylemlerinde özgürdür.











8. Brian Redheade göre, siyasal düşünce tarihi, belli bir soruyu yanıtlama çabalarının tarihidir. Soru aynen durmakta yalnızca yanıtlar değişmektedir. Verilen yanıtların başlıcaları şunlardır:







- Çünkü, varlığım devletin varlığına bağlıdır.



- Çünkü, devlet tanrının iradesidir.



- Çünkü, devlet ve ben bir anlaşma yaptık



- Çünkü, devlet ahlaki düşüncenin gerçekleşmesidir.







Buna göre, siyasal düşünce tarihi aşağıdakilerden hangisinin sorgulanmasına dayanır







A) Bürokrasinin gereğinin



B) Devlet-ekonomi ilişkisinin



C) Devlete itaat nedeninin



D) İdeal düzenin olabilirliğinin



E) Bireyin devlet için vazgeçilmezliğinin











9. Kimi sanatçılar dünyayı, ona ilişkin her türlü bayat algının, pembe ten, sarı veya kırmızı elmalara ilişkin her türlü önyargının dışında, yepyeni görmemizi isterler. Basmakalıp düşüncelerden kurtulmak kolay değildir elbette; ama bu kalıplardan kutulan sanatçılar, genellikle en ilginç yapıtları veriyorlar. Bize, doğadaki varlıkların hiç düşlemediğimiz, yepyeni güzelliklerini görmeyi öğretenler de onlardır. Eğer onları izleyip onlardan bir şeyler öğrenirsek, pencereden dışarı bakmak bile heyecan verici bir serüvene dönüşecektir.











Bu parçaya göre, sözü edilen sanatçılar bize aşağıdakilerden hangisini kazandırmaktadır







A) Heyecanları denetleme yetisi



B) Değerleri karşılaştırma yetisi



C) Renkleri doğadaki gibi algılama gücü



D) Farklı güzellik anlayışlarını kabul etme eğilimi



E) Doğadaki güzellikleri resme yansıtma isteği











10. Hukuk kurumunun var olmasının benim yararıma olduğunu biliyorum. Ayrıca bu kurumun, insanların genel olarak ona saygı duyması sayesinde varolabildiğini de görebiliyorum. Bu durumda, benim bu kuruma,saygı gösterip göstermememin pek de önemli olmadığı düşünülebilir. Ancak, öz çıkar gerektiğinde, herkes benim gibi düşünür ve bu kuruma saygı duymayarak onu zedelerse, yararımıza olan bu kurum yıkılır. Ben bu zedelenmeyi, dolayısıyla kurumun yıkılmasını istemem.











Bu parçaya göre, hukuk kurumunun varlığını sürdürmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır







A) Toplumsal denetim mekanizmalarının varlığına



B) Evrensel hukuk kurallarının geçerliliğine



C) İnsanların bu kurumun gereğine inanıp korumalarına



D) Öz çıkarların bu kurumun isteklerinden farklı olmasına



E) Devletin güvence vermesine







CEVAPLAR

1. D

2. A

3. B

4. E

5. A





6. B

7. E

8. C

9. D

10. C



2004 ÖSS FELSEFE SORULARI



1. Felsefe yapmak dağa tırmanmak gibidir. Sadece doruğu ele geçirmek için dağa çıkanlar, dağdan bir şey anlayamazlar. Gerçek dağcı olanca varlığıyla dağda yaşadığı zamanı üstün tuttuğu içindir ki dağa tırmanır. Doruk ancak dağda yaşanan zamanın bir parçası olarak önemlidir. Dağ, doruk değildir.







Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisidir







A) Filozof, felsefe yapmanın her aşamasından haz alır.



B) Filozofun amacı gerçeğin bilgisine ulaşmaktır.



C) Felsefe, yapmayı öğretir, söylemeyi değil.



D) Felsefede doruk noktası yoktur.



E) Sevgi olmadan felsefe olmaz.











2. Hegel tarihi keşfeder, Schopenhauer ise ondan vazgeçer. Onların bu uyuşmazlığı hala çözüm bekliyor.







Bu parçadan felsefi düşünce ile ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılabilir







A) Soruların kendi cevaplarını içerdiği



B) Çağın değerlerine bağlı olduğu



C) Kesin bir doğruya ulaşılamadığı



D) Bilimsel düşünceden etkilendiği



E) Doğrusal ilerleme gösterdiği











3. Bir gün üç kişi İskoçya dağlarında yürüyüşe çıkmış. Bir süre sonra, tek başına otlayan siyah bir koyun gören bu üç kişi arasında şu konuşma geçmiş:







I. kişi -Demek ki dağlardaki koyunlar siyah.



II. kişi -Bu kadar çabuk genelleyemezsin. Olsa olsa “İskoçyada en az bir siyah koyun vardır.” diyebilirsiniz.



III. kişi -Söyleyebileceğim tek şey, şuradaki koyunun siyah olduğudur.







Bu kişilerden hangilerinin söyledikleri, bilimsel yaklaşıma uygundur







A) Yalnız I. B) Yalnız III. C) I. ve II.



D) I. ve III. E) II. ve III.











4. Kendi yaptığı maymuncukla tüm güçlük kapılarını zorlayan bir filozof, bir süre sonra maymuncuğu kullanabilmek için gereksiz kilit yapımına geçer.







Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yerilmektedir







A) Aşırı kuşkucu olma



B) Kuramlara körü körüne bağlanma



C) Gerçekçi tutum takınma



D) Aracı amaç durumuna getirme



E) Kendi aklını üstün görme















5. Varlıklar, sizin onlar karşısında duruşlarınıza göre gösteriyorlar kendilerini. Önümdeki bir demet gül, ona bir botanik uzmanı olarak yaklaştığımda kendini botanik biliminin kavramlarıyla sunar. Bir teorik fizikçi olarak atomlardan, fotonlardan, kuarklardan oluşan bir madde olarak verir kendini. Öte yandan, bir ressam ya da bir şairsem ne denli farklı “yüzleriyle” sunacaktır kendini.







Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir







A) Her varlık kendini diğer varlıklardan farklı gösterir.



B) Doğru bilgi, varlığı yansıtan bilgidir.



C) Bilimler, varlığın özünü anlamamızı kolaylaştırır.



D) Varlığın algılanışı, algılayana bağlıdır.



E) Kişisel tutumlar varlığın özünü değiştirir.





6. Bilim adamları olayları gözlerken çoğu zaman inançlarının benimsedikleri düşüncelerin etkisinde kalmıştır. Örneğin, bazı astronomlar, “Çember mükemmel bir şekildir. Öyleyse gezegenlerin, yıldızların yörüngeleri çember biçiminde olmalıdır.” düşüncesiyle hareket etmişler. Tycho Brahe, 7 sayısının kutsallığına inanmış, 7 gezegen olduğunu düşünerek gözlem yapmıştır.







Bu parçada sözü edilen bilim adamlarının, bilimsel çalışmayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine sahip olmadıkları kesinlikle söylenebilir







A) Açıklık B) Nesnellik



C) Dakiklik D) Düzenlilik



E) Seçicilik







7. Ahlaki yaşamımızda, sezgisel anlayış en yüksek kavrayışlar için zorunludur. Sadece kurallara mekanik bir biçimde uyma ya da kalıplara öykünme bizi uzağa götürmez. Yaşama sanatı, eski rollerin bir provası değildir.







Bu görüşü benimseyen bir kişinin aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir







A) Etik yaşamın varlığını



B) Sezgisel kavrayışların önemini



C) Yaşama sanatının varlığını



D) Kuralların zamanla değiştiğini



E) Evrensel ahlak yasasının varlığını











8. Toplumun saygın ve demokratik olarak gördüğü kurumlardaki bozulmalar, kamuoyunu böyle görülmeyen kurumlardaki bozulmalardan daha çok rahatsız eder.







Bu durumun temelinde yatan düşünce aşağıdakilerden hangisidir







A) Kötü olmazsa iyinin değeri bilinmez.



B) Saygınlık görecili bir kavramdır.



C) En iyinin bozulması en kötüdür.



D) İyi, zamanla değişen bir kavramdır.



E) Kurumlar toplumun güvencesidir.















9. Bizleri sanata yönelten güçlü dürtülerden biri de gündelik hayatın acı verici kabalığından, sıkıcı monotonluğundan ve sürekli değişen kişisel istekler zincirinden kaçma gereksinimidir.







Bu cümlede sözü edilen gereksinim, sanatta özellikle hangi yolla giderilir







A) Belirli bir üslubu sürdürme



B) nı sınırlama



C) Kurmaca dünya oluşturma



D) Kalıcı yapıtlar verme



E) Kullanacağı tekniği belirleme











10. Ben elime fırçayı alıp resim yapan biri değilim. Gene de usta ellerden çıkma görsel yapıtların seyrine öyle kaptırırım ki kendimi… Ama neyleyim, benim konumda birinin eski Çin resimlerine erişme olanağı pek yok. Buna karşılıkelimki uzatır uzatmaz eriştiğim Çin şiirleri var. Bunların çoğu, o resimlerle akraba. Demek ki resim özlemimi şiirle giderebilecek durumdayım.







Bu parçaya dayanarak sanatla ilgili aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir







A) Farklı sanat dalları benzer duygu ve düşünceleri yansıtabilir.



B) Sanat yapıtının ortaya çıkışında izleyicinin de rolü vardır.



C) Kimi sanatçılar, sanatın birkaç dalıyla ilgilenir.



D) Sanat yapıtları eskidikçe değer kazanır.



E) Sanattan anlamak uzmanlık gerektirir.
Cevap Anahtarı:Yok


 »maliyet muhasebesi ders notlari, »2008 kpss sorular, »grafikle ilgili sorular, »tablo ve grafiklerle ilgili sorular, »grafiklerle ilgili sorular, »eğitim bilimleri ders anlatımı slayt, »10 sınıf coğrafya topografya ve kayaçlar videolu ders anlatımı, »dil ve anlatım11 sınıf ders kitabı cevapları, »9 önerme ile ilgili soruLAR, »10 sınıf almanca ders notları,

Yorumlar

Adınız :

E-Mail Adresiniz :

Yorumunuz :

Yorum yapılmamış.